Arjantin Tango
Arjantin Tango; kişinin partneriyle bedenini kullanarak iletişim kurup müzikle birlikte hareket etmesi temeline dayanan, tüm dünyada yapılmakta olan özel bir danstır.
İçinde ezbere dayalı hiçbir öğe barındırmaması nedeniyle oldukça çekici, üretken, geliştirici ve keyifli bir eylemdir.
Tango kursu başlamasıyla birlikte, katılımcılar tango gecelerinde -ki biz milonga diyoruz- dans etmeye başlamakla ilgili tüm temel bilgileri edinerek kendilerini dans pistinde ifade etmeye başlamakta.
Tango dersi özel bir dans öğrenmekle birlikte kişiye; bedenini tanıma, kontrol etme, iletişim becerisi, empati, güven verme ve duyma, temel ritim bilgisi, müzik-dans ilişkisi konularında hızlı bir gelişme kazandırmaktadır. Edinilen beceriler günlük yaşamda olduğu gibi çalışma ortamında da kurum çalışanları için takım çalışması, grup içi iletişim, liderlik becerileri, delege etme, dinleme becerisi ve partner olma vb. konu başlıklarında somut gelişme yaratmaktadır.
Tango kursları,Tango dersleri, sosyal hayatınıza renk katmakla birlikte, dünyadaki sayılı Arjantin Tango merkezlerinden biri olan İstanbul'da, hem ülkemizden hem de dünyanın farklı ülkelerinden tangocuları buluşturmaktadır.gelen Arjantin Tangosu dansçılarıyla dans etme imkânı sunmaktadır.
Arjantin Tango Tarihine Genel Bir Bakış
Endülüs ve İtalyan folklorundan izler taşıyan tango, 19. yüzyılın sonlarında Arjantin’de ortaya çıkmıştır. Kasvetli ve tutkulu görüntüsüyle diğer danslardan ayrılır. Müziği ve kökeni Latin danslarından çok farklıdır. Arjantin'de doğmuş, çok uzun süre keşfedilememiş, hak ettiği yeri bütün dünyanın onu fark etmesiyle almıştır. Her zaman kaba, hırçın bir tarzda olup hareketli ve canlı ritminin yanı sıra son derece hüzünlü ve mutsuzdur. Büyük kentte düş kırıklığına uğrayan göçmenlerin kırılan umutları, sıkıntıları, başkaldırıları bu dansla dışa vurulmuştur. O dönemde tango, kapalı küçük çevrelerin ayıplanan ve hor görülen dansıdır.
Her ne kadar tango bugün ışıltılı dans salonlarında yapılsa da aslen Buenos Aires'in kenar mahallelerinde ve genelevlerinde ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılın sonunda Buenos Aires, Avrupa ve Afrika'dan gelen, birçoğu bu yeni ülkede kendini yalnız hisseden göçmenler ve sürgünlerle dolmuştu. Bunlar geçici arkadaşlıklarda, içkide ve kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak herhangi bir eğlencede avuntu buluyorlardı. Bu göçler sonunda aradıklarını bulamamışlar ve büyük bir ümitsizliğe düşmüşlerdir. Kendilerini bu ülkede yabancı gibi hissetmişler ve hiçbir yere ait olmama duygusundan kurtulmaya çalışmışlardır. Bu koşullar altında, bu baskı altındaki kültür, yeni bir müziğin doğmasına yol açmıştır. Sosyal baskılar nedeniyle duygularını ifade etmekten kaçınmışlar, bunun yerine kendilerini tangoyla özetlemişlerdir.
Zamanla Buenos Aires’in eğlence ve kültür merkezi olan Calle Coriente’ye ulaşan tango, önemli değişimler geçirerek bir eğlence müziği ve salon dansına dönüşmüştür. 1907’de tangonun yıldızı hızla yükselmiş, Arjantinli müzisyenler tarafından önce Paris’e, oradan da tüm Avrupa’ya ve hatta Uzakdoğu’ya kadar yayılmıştır. Arjantin Tango gerek müzik, gerekse dans olarak her ülkede o ülkenin ulusal kimliğine bürünmüştür. Dünyada 3 farklı şekilde yapılır (Arjantin stili, Amerikan stili ve uluslararası stil).
Tango çeşitli kültürlerin karışımıdır; Afrika vuruşları, Kızılderili ritmi ve Latin etkisi Arjantin pampalarının müziğiyle birleşti. Tango adının Afrika tamtamlarının çıkardığı "tango" seslerinden ya da Latince dokunmak anlamına gelen "tangere" fiilinden türediği sanılmaktadır.
Tango adı nereden gelmiş olursa olsun, tango müziği tango dansına da can vermiştir. Hayal kırıklığına uğrayan milyonlarca insan duygularını müziğe de yansıtmıştır -ki bunlar öfke, hüzün, vatan hasreti ve düş kırıklığı olmuştur. Başlangıçta tango, kapalı ve küçük çevrelerin ayıplanan ve hor görülen müziğidir... Aile babaları bu müziğe kuşku ile bakmakta ve bırakın dans etmeyi, sabah fabrikaya çalışmaya giden kız çocuklarının kulakları tango sözlerini ve Bandoneon'un baştan çıkarıcı ezgilerini duymaması için pamukla tıkamaktadır. İlk tangolar Arjantin aristokrasisinin "aşağı" bulduğu bir davranıştı. Bunun nedeni şöyle açıklanabilir: Tango, daha çok genelev dünyasında rağbet görmekteydi. Muhabbet tellalları cafishio veya cafio'lar, çoğunlukla fakir Doğu Avrupa'dan gelen sermaye kadınlar ve kaçamak yapan maceraperestlerin bu yeni ve erotik dansı rahatlıkla yapabilecekleri yer ancak batakhanelerdi... O günlerdeki tangoların adları bu gerçeği yansıtır.
Dönemin tangocu tipini temsil eden guapo veya compadre'ler özel giysiler giyen, kıskanç, kavgacı, bıçak taşıyan, sık sık da hapse giren yarı köylü, yarı şehirli kabadayılardır. Meslekleri çoğunlukla arabacılık, at bakıcılığı ve kasaplıktır. Kendi aralarında 'compadraje' adlı kurallar geçerlidir. 1912'de Arjantin'de alt sınıfa seçme hakkı verilmesi, bu sınıfın kültürel özelliklerini daha üst sınıfların tanımasına olanak sağladı. Böylece tango halk arasına karıştı. Durum bir süre sonra değişti. "Aile"nin gidebildiği açık hava eğlence gazinolarında "edepli" tangolar yapılmaya başlandı. Yüksek sosyeteye göre tango, kabul edilemeyecek kadar kaba ve müstehcendi.
Fakat Birinci Dünya Savaşı'ndan çok kısa bir süre sonra tango Fransa'ya taşındı. Fransız sosyetesi tangoyu bağrına bastı. Fakat Avrupa'da yaygınlaşmaya başlayan tango biraz değişime uğramıştı. Tangonun Fransız versiyonu orijinaline göre daha duygusal, daha melankolik ve daha az ihtiraslıdır. Tangonun Paris'teki bu büyük başarısından sonra Arjantin'de halka açık yerlerde tango yapılmaya başlandı. 1940'lar tangonun altın çağı olarak ifade edilir. Fakat 1950'lerde çeşitli nedenlerden ötürü tango tekrar yeraltına dönmeye başladı. Rock 'n Roll'un yayılması ile birlikte eşli danslar popülaritesini yitirdi. 1950-1980 yılları arasında Arjantin bir sürü diktatör tarafından yönetildi. Dans etmek yasaklandı. Özgürlüklerin gelmesiyle birlikte tango da bütün ihtişamıyla geri döndü.
Tango, bu dönemlerde küçük dans klüplerinde yaşamını sürdürüp 1980’lerde dünya çapında canlanarak ve tango okularının yaygınlaşması ile tekrar hayata dönmüştür. Bu canlanmaının kaynağında 1983’te Paris’te sahnelenmeye başlanan ve Claudio Segovia ile Hector Orezzoli tarafından tasarlanan "Tango Argentino" isimli şovun önemli bir payı vardır. Şov dünya çapında bir yankı uyandırmış ve Avrupa’nın her tarafında insanlar tango dersleri almaya başlamışlardır.
Türkiye'nin tango ile tanışması Cumhuriyet'in kabulünden hemen sonraya rastlar. Medeni hayatta batıya yönelik yenilemelerin arasında dans da gelmektedir. Fakat Arjantin tango uzun yıllar Türk insanı tarafından benimsenmedi. Bunun en önemli nedeni dans stilinin fazla müstehcen bulunmasıydı. Avrupa’da değişime uğramış stili benimsenmeye başlandı, ama yine de erkekler ve kadınlar hiçbir zaman gerektiği gibi yakın dans etmediler. Tango ve Türkiye ile ilgili asıl inanılmaz olan, Türkiye'nin dünyada tangonun ulusal bir marş gibi söylendiği tek ülke olması. Ulusal marş gibi söylenen şarkı 'La Cumparsita', Türkiye'de her düğünün açılış şarkısıdır.
Tango sadece bir dans değildir; bir yaşam stilidir. Tango çoğu şairin şu kelimelerle belirtmeye çalıştığı direkt, duyguların dışa vurumudur: "bir kavganın, kutlamaya dönüşebilme inancı"...
Arjantin Tango stilleri (Stephen Brown)
Buenos Aires'te ve Arjantin'in diğer kesimlerinde Tango, bireysel ve kişisel bir çok stilde yapılmaktadır ve Arjantin'li olmayan bir çok Tango dansçısı kendi danslarının herhangi bir stile girdiğini kabul etmezler. Sadece Tango dansı yaptıklarını söylerler. Bazıları da kendi danslarının, diğerlerinin başka bir isimle adlandırdığı bir stile ait olduğunu söyleyerek işi daha da karıştırmaktadırlar. Değişik stillerin kendine has özelliklerinin belirlenmesi zor, uğraştırıcı ve muhtemelen tartışmalara yol açacak bir iştir. Yine de bireysel stillerin oluşturduğu yelpazedeki ortak noktaların ve farkların belirlenmesi, Tango dansının belli birkaç kategoriye ayrılabilmesine olanak verir; bunlar: Salon, orillero, milonguero, kulüp, nuevo, fantasia ve canyengue'dir.
Salon stili Tango
Salon stili Tango tipik olarak dik bir vücut duruşu ile yapılır. Tutuş açık veya kapalı olabilir, ancak genelde hafifçe yamuktur (yani her iki danasçının da merkezi, partnerinin merkezinin biraz sağında kalır) ve 'V' şeklindedir (yani bayanın sol omzu erkeğin sağ omzuna, kendi sağ omzunun erkeğin sol omzuna olan mesafeden daha yakındır).
Salon stili Tango açık tutuşta yapıldığında, dansçıların arasındaki mesafe, bayanın dönüşlerini daha kolay gerçekleştirmesini ve pivot alırken kalçaları ile üst gövdesi arasında daha az bağımsız harekete ihtiyaç duymasını sağlar. Salon stili Tango kapalı tutuşta yapıldığında çift, tutuşunu biraz gevşeterek dönüşlere yer açar ve dönüşlerde bayanın daha rahat hareket etmesini sağlar. Salon stili Tango, DiSarli gibi genellikle vuruşların en kuvvetli olduğu ve 4/4 ölçüsünde çalınan parçalarda yapılır. Salon stili Tango'da dansçıların dans çizgisine uymaları gerekir.
Orillero stili Tango
Bu stil, Tango kafeleri ve barlarındaki gibi küçük salonlar için daha uygundur. Bu Tango türünde, bay ve bayan çok küçük bi alan içinde dans ederek, birbirleri etrafında çok karmaşık figürler yaparlar. Bu stil, kesinlikle daha içtendir.
Orillero stili Tango, dans pistlerinin daha geniş olduğu Buenos Aires'in çevre mahallerinde ortaya çıkmıştır. Orillero stili Tango bir çok açıdan Salon stili Tango'ya benzer. Bu stilde de çiftin dik bir vücut duruşu vardır ve tutuş hafifçe yamuk ve 'V' şeklinde, açık veya kapalı olabilir. Dönüşlerde bayan rahat bir şekilde dönebilir ve pivot alırken kalçaları ile üst gövdesi arasında fazla bağımsız harekete ihtiyaç duymaz. Orillero stili Tango kapalı tutuşta yapıldığında, çift dönüşlere yer açmak için tutuşu biraz gevşek bırakırlar. Orillero stili Tango'nun Salon stili Tango'dan farkı, her zaman dans çizgisi kuralına uymayan, neşeli ve çok yer kaplayan figürleri olmasıdır.
Milonguero stili Tango
Milonguero stili Tango'da çift, göğüslerini birleştiren bir şekilde üst gövdenin hafifçe öne eğik bir konumda (Arjantin'lilerin bu duruşa apilado derler) olduğu ve ayak uçları arasında biraz mesafe olan bir duruşta dans ederler. Tutuş genellikle kapalıdır ve bayanın sol omzunun erkeğin sağ omzuna olan mesafesi, bayanın sağ omzunun erkeğin sol omzuna olan mesafesi ile aynıdır. Bayanın sol kolu erkeğin ensesinden aşağıya sarkar. Bu stilin bazı dansçıları, çiftin birbirine doğru eğilmesi gerektiğini, bu görüşe karşı çıkanlar da her iki dansçının yalnızca göğüs temasını sağlayacak kadar eğilmesi gerektiğini ancak özellikle eğilmemeleri gerektiğini söyler. Her iki dansçının üst gövdeleri sürekli olarak temas halindedir ve dönüşlerde veya ocho'larda bu temas bozulmaz; aksi halde eğer bayan kalçalarını üst gövdesinden fazlaca bağımsız hareket ettirmezse ve/veya dönüşlerde ayaklarını fazla pivot ettirmezse, çift sadece yürüyüş ve basit ocho'lar yapabilir. Ocho cortado Milonguero stili Tango'nun kendine has hareketlerinden biridir çünkü bu figür, çiftin tutuşunu bu stile has ritmik duyarlılıkla birleştirmektedir.
Kulüp stili Tango
Kulüp stili Tango, Salon stili Tango ile Milonguero stili Tango'nun duyarlılıklarını birleştirir. Kulüp stili Tango dik bir duruşta ve hafifçe yamuk 'V' şeklinde kapalı tutuşta yapılır. Çift, tutuşunu biraz gevşeterek bayanın dönüşlerini daha kolay gerçekleştirmesini ve pivot alırken kalçaları ile üst gövdesi arasında daha az bağımsız harekete ihtiyaç duymasını sağlar. Kulüp stili Tango'nun figürleri arasında ocho cortado ve Milonguero stili Tango'da olan ritmik figürler bulunur.
Tango Nuevo (Yeni Tango)
Tango Nuevo, Tango dansının yapısal bir analizini yaparak daha önce denenmemiş kombinasyonlar ve figürler bulmayı amaçlayan pedagojik bir yaklaşımdır. Tango'nun bu stili açık tutuşta, gevşek ve tamamen dik bir konumda yapılır ve dansçıların kendi düşey eksenlerini korumaları çok büyük bir önem taşır. Tango Nuevo taraftarları bazı figürler üzerinde yeni bir yapısal analiz yapılmasının gerektiğini söyleseler de, enbelirgin figürlerinden bazıları overturn ocho'lar ve dönüşler sırasında yön değişimleridir ki, bunlar da en kolay bir şekilde gevşek tutuşta yapılabilir.
Fantasia (Şov Tango'su)
Fantasia, Tango gösterilerinde yapılır. Açık tutuşta yapılan Salon, Orillero ve Nuevo stillerinin bir kombinasyonudur ve sosyal tango repertuarında bulunmayan bazı figürler (genellikle baleden alınan) de içerir. Bu balesel unsurlar Salon stili Tango'nun doğal bir uzantısıdır, çünkü bu stil baleye benzemektedir.
Canyengue
Canyengue, 1920lerde ve 30ların başlarında yapılan eski bir stil Tango'dur ve şu anda bu stilde faaliyet gösteren dansçıların orijinal kurallara bağlı kalıp kalmadıkları belli değildir. Kapalı ve hafifçe yamuk 'V' şeklinde tutuşta yapılır, dansçılar hareket halindeyken dizleri kırık durumdadır. Bayan cross hareketi yapmaz. Canyengue'nin popüler olduğu zamanlarda uzun ve dar elbiseler giyiliyordu.
Arjantin Tango - Teknik
Açık ve kapalı tutuş
Tango Nuevo ve Fantasia dışındaki tüm Tango stilleri kapalı tutuşta yapılabilir. Salon ve Orillero stili Tango dansları açık tutuşta yapılabiliyorsa da, Buenos Aires ve Arjantin'in diğer yerlerinde tipik olarak kapalı tutuşta yapılır. Milonguero ve Kulüp stili Tango dansları yalnızca kapalı tutuşta yapılır. Milonguero stili Tango da yine tipik olarak kapalı tutuşta yapılır ve bayanın sol omzu ile erkeğin sağ omzu arasındaki mesafe ile bayanın sağ omzu ile erkeğin sol omzu arasındaki mesafe aynıdır. Tango Nuevo kısmında açıklanan bazı figürler, Salon, Orillero ve Kulüp stili Tango'da kullanılan hafifçe yamuk, 'V' şeklinde kapalı tutuşta yapılabilir.
Tutuş ve çerçeve
Bazılarına göre Milonguero ile diğer stil Tango dansları arasındaki fark, Milonguero stilinde çerçevenin bayanın içinde olması ve diğer stillerde çerçevenin her iki dansçının kollarında olmasıdır. Çerçevenin bayanın içinde veya kollarda olması, geniş ölçüde tutuşun yakınlığı ve yumuşaklığına bağlıdır. Sert ve mesafeli bir tutuşta çerçeve kollardadır. Tutuş daha yakın ve yumuşak oldukça, çerçeve her stil Tango'da bayanın vücudunun içine doğru ilerler.
Ric-Tic-Tic Ritmi
Ric-Tic-Tic ritmi, Juan D'Arienzo, Rodolfo Biagi ve diğer bir çok orkestranın seslendirdiği Tango müziklerindeki öne çıkan ritmik unsurları tanımlamanın bir yoludur. Bazıları ric-tic-tic ritimli müziklerin 2/4 ölçüsünde olduğunu, bu görüşte olmayanlar da üçe karşı iki ölçüsünde olduğunu iddia etmektedir. Bazı orkestralar 2/4 ölçüsünde tango müzikleri çalmıştır and buna syncopated üçe karşı iki ritmini eklemiştir. Diğer orkestralar 4/4 ölçüsünde çaldıkları halde üçe karşı iki ritmini müziklerine eklemişlerdir.
Tangonun adımları bazen yavaş, yavaş; hızlı, hızlı, yavaş.. şeklinde açıklanır, ancak bu açıklama kesin bir tariften çok doğru ritmi bulmak için bir kılavuz olarak düşünülmelidir. Adımlar şu şekillerde de açıklanabilir: yavaş, yavaş; hızlı, hızlı, hızlı veya bir, iki; bir, iki, üç. Üçe karşı iki dizilerinin iki kere art arda yapılması- ki bu kabaca bir, iki, üç; bir, iki, üç veya hızlı, hızlı, hızlı; hızlı, hızlı, hızlı şeklinde tanımlanabilir- tamamen ritmik olacaktır ve esasında bu müzikte dans etmenin en yaygın biçimlerinden birisidir.